evde kadınlara iş imkanı
Türkiyenin Hali!

Malum 30 Mart’taki balkon gösterisinde Erdoğan’ın saldırganlık dozunu arttırarak halihazırda sürüp giden yenilgisini aşma isteği ortadaydı. Mart sürecinin Haziran’ı aşamadığının farkındaydı ve o bilindik manipülatif, ayrıştırıcı ve kışkırtmaya dönük dilini devam ettirecekti. Biz de bunun farkındaydık.
Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru yine bir sandık stratejisine bu dil, bu yöntem eşlik ediyor. Taksim üzerinden o bilindik yasakçı anlayışı tırmandırarak kışkırtıyor, birliğin ve dayanışmanın günü 1 Mayıs’ı yangın yerine çevirmek istiyor. 2 Mayıs günü de “benim parkımı işgal ettiler” diyerek orada burada bağıracak.
Bugünkü diktatörlük heveslilerinin yarattığı atmosferin dışında olarak, (lakin bir o kadar da içerisinde serpildiği) 1 Mayıs bugüne kadar bilindiği üzere birçok saldırıya maruz kaldı. İş saatleri uzadıkça, ücretler düştükçe, sosyal haklar önceleri teker teker sonrasında da topyekun tırpanlandıkça bu saldırıların biçim ve boyutları değişti. İktidarı koruma ve mevcut düzenin sürdürülebilmesi, ideolojik baskıyla ve yetmediği dönemlerde de fiziksel/zor gücün yoğunlaştırılmasıyla sağlandı. Bugünün ve buranın özelinde ise saldırının ne denli olduğu, emekçi sınıflar nezdinde büyüyen hoşnutsuzluk ve örgütlenme arayışları karşısında gelişen korkunun boyutlarıyla ortada.
Bugün Türkiye’nin 11 yıllık geçmişi hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmayan bir araştırmacı gelse, yoksulluğu ve işsizliği falsolu istatistiklerin dışında izlese ve ardından 17 Aralık sonrası ortaya saçılan yolsuzluklara baksa, kuvvetle muhtemel AKP’nin bugün hala iktidarda kalabilme şansına olasılık tanımazdı. Oysa Türkiye’nin özellikle 80 sonrası siyasal haritasına baktığında ve 2002 yılından itibaren siyasal yapısıyla birlikte değişen toplumsal ve kültürel dönüşümlerini anladığında, AKP’nin kendi kitlesiyle kurduğu bağı görecek..”yoksullaştırırken oy kazanabilme” becerisine tanık olacaktır. Lakin Haziran’da hayatımıza giren direniş ruhunun bu kitlelere temas etmesi halinde iktidar açısından olası sonuçlarını da hesaplayabilecek ve bugün Taksim örneğinde zirve yapan öfkenin ne denli bir korkunun eseri olduğunun farkına varacaktır.
Kuşkusuz AKP 11 yıldır devasa bir emekçi-yoksul kitle oluşturdu. Yoksullaştırdığı kitlelere “hizmet” propagandası altında “sosyal yardımlar” yaptı; bir ayakkabıyı, bir kömürü veya bir ekmeği alabilmenin mümkün olamadığı yaratılan bu düzeni ‘muhtaçlığın rızaya dönüştürülmesi’ yoluyla seçmen kitlesi oluşturmaya kanalize etti.
Tarımı, sanayiyi gerilettiği her noktada işsizlik kervanına kattığı kitleleri lüks konutların inşaat şantiyelerinde veya yerin yedi kat altındaki ocaklarda esnek ve güvencesiz, taşeron biçimli çalışmaya yöneltti. Hak ve hukukun var olmadığı bu çalışma yaşamında, cemaat/tarikat ağlarını “iş güvencesi” olarak işsizlere ‘çare’ diye dayattı.
Diğer bir taraftan çalışma yaşamını yeniden dizayn etti, orada da “çareyi” patronun veya hükümetin adamı olmada kurdu. Örgütlü olmanın, bir araya gelmenin yollarını tıkadı. Misal, Ocak 2014 istatistiklerine göre Türkiye’de 12 milyona yakın işçiden 1 milyon 96 bin 540’ı sendika üyesi. Sendikalaşma oranı yüzde 9.45. Toplu iş sözleşmeleri kapsamında yer alan işçi sayısı 90’lı yılların başında 1.6 milyon dolayındayken, bu rakam 800 binlere gerilemiş durumda. Bu örgütlülüğün önemli bir kısmı hükümet kadrolarınca oluşturulan veya her daim hükümetle uzlaşma içinde bulunan yandaş, sarı sendikalara ait. İşçi ve emekçilerin hakları için eşitlikçi, özgürlükçü bir sendikal mücadele yürüten sendika ve konfederasyonlara dönük yasalar yoluyla, taşeronlaşmayı yaygınlaştırarak sendikalaşma ihtimalini bile ortadan kaldırarak veya siyasî görüş, inanç, etnik köken ve benzeri ayrımları kışkırtarak bir kutuplaşma stratejisini burada da izleyerek çalışanlarla işveren arasında “hak” değil, “biat” ilişkisini inşa etti. Toplumsal yaşamın içinde camilerden imamlar yoluyla vaazlar verdirmeye varan yöntemlerle bu ilişkiyi pekiştirdi.
Evet, bugüne kadar AKP, TEKEL işçileri, fındık üreticileri, sağlık emekçilerininki gibi birçok öznel sorunlar ve tepkilerden doğan direniş mücadelelerine tanık olmuştu; lakin ‘sahip çıkma’ üzerinden kitlevi hale gelen ve meşruiyeti alaşağı eden Haziran direnişindeki gibi gafil avlanmamıştı. Halkın ortak varlıklarına sahip çıkılmasına dönük bir direnişin ötesinde düzenin temelden sorgulanması ve yeni yaşam pratiklerinin tartışılmasıyla gelişen bu sürecin 1 Mayıs gibi emekçi sınıfların bir araya geldikleri ve taleplerinin daha gür duyulduğu bir günde kent merkezlerine, hele ki Taksim’e, taşınması elbette ki iktidar açısından kabul edilebilir bir durum değil. Çünkü fırtına koptu mu bir kere, önüne duvarları dayamazsan yerinden söker, yıkar ve yeniden kurar.

FavoriteLoadingBu Makaleyi Beğendim




Spam Kontrol Sorusu:

Etiketler :
Kampanya Haberleri
forivia üyelik
En Çok Yorumlanan Konular
En Popüler Konular
HD Walpaller-Doğa Resimleri
var boomAdsParams = new Object(); var boomsAdsScript = document.createElement(\'script\'); boomAdsParams.AdClient = "762a9341c4b44ad7a249ebca425e6bdb"; boomAdsParams.AdCampaignType = "1"; boomsAdsScript.type = \'text/javascript\'; boomsAdsScript.src = \'//widget.boomads.com/WidgetJS/CustomAds?\' + decodeURIComponent(\'AdClient=\' + boomAdsParams.AdClient + \'%26AdCampaignType=\' + boomAdsParams.AdCampaignType + \'%26R=\' + Math.random() + \'\') + \'\'; var boomsAdsDocumentHead = document.getElementsByTagName(\'head\')[0]; if (boomsAdsDocumentHead) boomsAdsDocumentHead.appendChild(boomsAdsScript);   Masaüstü arkaplanı olarak kullanabileceğiniz HD duvar kağıtları. Yüksek kalitede walpaller. Resimlere tıklayarak büyük boyda inceleyebilirsiniz. Masaüstü bilgisayarı kasmayan yüksek çözünürlüklü walpaller. AŞAĞIDAKİ RESİMLERE TIKLAYARAK BÜYÜK BOYDA İNCELEYEBİLİR VE BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ… Büyük boyda açtığınız resme sağ tıklayın ve farklı kaydet’e basın. Böylece resim bilgisayarınıza inecektir. Küçük boyda indirdiğiniz masaüstü resimlerinde piksel bozukluğu gözlenebileceğinden büyük boyda tek tek indirmelisiniz… #gallery-1 { margin: auto; } #gallery-1 .gallery-item { float: left; margin-top: 10px; text-align: center; width: 33%; } #gallery-1 img { border: 2px solid #cfcfcf; } #gallery-1 .gallery-caption { margin-left: 0; } /* see gallery_shortcode() in wp-includes/media.php */ About Latest Posts eren19 Latest posts by eren19 (see all) Türkiyenin Hali! - 1 Mayıs 2014 İşte gün gün ’17 Aralık Operasyonu’ - 1 Mayıs 2014 Sosyal medyada sahte hesaplardan nasıl kurtuluruz? - 1 Mayıs 2014 Powered by Starbox
Taş Kesilen İnsanlar: Pompei
      Taş Kesilen İnsanlar: Pompei Kainat’ın rehberi Kuran’ı Kerim de geçmiş kavimlerin haberleri ile ilgili pek çok ayet vardır. Kuşkusuz bu haberler, üzerinde düşünülmesi gereken konulardır. Bu kavimlerin büyük bölümü, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamış, hatta onlara düşmanlık göstermişlerdir. Bu taşkınlıklarından dolayı da Allah’ın azabıyla karşılaşmışlar ve yeryüzünden silinmişlerdir. Allah Kuran’da, bu helak olaylarının sonraki insanlara da birer ibret olması gerektiğini bildirir. Vezüv Yanardağı’nın patlaması ile tarihten silinen Pompei kentinin durumu da bu konuya örnektir. Vezüv Yanardağı, İtalya’nın, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Vezüv’ün batı yamacında Napoli, doğu yamacında ise Pompei kenti yer alır. Yaklaşık 2000 yıldır sessizliğini sürdüren Vezüv Yanardağı’nda geçmişte yaşanan bir lav ve kül felaketi, bu kentin insanlarını ani bir biçimde yakalamıştı. Felaket öylesine ani olmuştu ki, herşey 2000 yıl öncesinde olduğu gibi kaldı. Sanki zaman dondurulmuştu. “İbret Dağı” olarak adlandırılan Vezüv’ün bu şekilde tanımlanması boşuna değildir. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketle, Pompei’de yaşananlar birbirine çok benzemektedir. Kuran’da, Allah’ın kanunlarında hiçbir değişiklik olmadığı haber verilir. Allah’ın kurallarına aykırı giden, O’na başkaldıran herkes, aynı ilahi kanunla karşılık görür. Roma İmparatorluğu’nun dejenerasyonunun sembolü olan Pompei kavmi de, aynı Lut kavmi gibi, cinsel sapkınlıklara batmıştı. Sonu da Lut kavmiyle benzer oldu. Allah bu konuyla ilgili olarak Kuran’da şöyle buyurmuştur: “… Onlara uyarıcı-korkutucu geldiğinde, nefretlerinden başkasını arttırmadı. (Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın.” (Fatır Suresi, 42-43) SEFAHAT TUTKUSU İÇİN YAŞAYANLAR Pompei’nin böyle bir felaketle yeryüzünden silinmesinde elbette ders çıkarılabilecek bir yön vardı. Tarihi kayıtlar, şehrin yok olmadan önce tam bir sefahat ve sapkınlık merkezi olduğunu gösteriyor. Şehrin en belirgin özelliği ise, fuhuşun çok yaygın olmasıydı. Pompei faciası öyle ani olmuştu ki, Vezüv’ün lavları bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olayın en ilginç yanı ise, kentin günlük yaşantısı içinde, Vezüv’ün korkunç patlamasına rağmen, kimsenin kaçamaması ve adeta büyülenerek felaketin farkına bile varamamış olmasıydı. Yemek yiyen bir aile, sofradaki halleriyle aynen taşlaşmıştı. Pompei kalıntılarından çıkarılan taşlaşmış insan cesetlerinin, bazılarının yüzleri hiç bozulmadan kalmıştı. Cesetlerin yüzlerinde ise şaşkınlık ifadelerini görmek mümkündür. İşte facianın en dikkat çekici yönü buradadır. Nasıl olmuş da binlerce insan hiçbir şey görmeden ve duymadan, adeta ölümün gelip kendilerini yakalamasını beklemişlerdir? Olayın bu yönü, Pompei kavminin yokoluşunun Kuran’da anlatılan helak olaylarına benzediğini gösteriyor. Çünkü Kuran’da, helak olayları anlatılırken “birden yok olma” üzerinde durulur. Örneğin Yasin Suresi’nde anlatılan “şehir halkı”, tek bir anda topluca ölmüşlerdir. Surenin 29. ayetinde bu durum şöyle anlatılır: “(ONLARA) YALNIZCA BİR TEK ÇIĞLIK (YETTİ); ANINDA SÖNÜVERDİLER.” (Yasin Suresi, 29) Pompei halkının ölümü de ayetlerde anlatıldığı şekilde, “anında yok olma” tarzında gerçekleşmiştir. İşte bazıları Kuran’da bildirilen bu gibi helak olaylarının önemli bir bölümü, modern çağda yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Kuran’da sözü edilen olayların delilleri olan bu bulgular, Kuran kıssalarının “ibret olma” özelliğini daha da açık bir biçimde göstermektedir. AHİRZAMAN SAHNELERİYLE BENZERLİK… Pompeii, İ.S. 70 yıllarında Vezüv yanardağının patlamasıyla, birkaç saat içinde lav ve kül tabakasıyla kaplandı. İnsanlar, ne yapacağını şaşırmış bir durumda devasa lav-kül selinden kaçmaya çalıştı, ama neredeyse hiçbiri kurtulamadı. Kimisi, o anda kent içinde bulunduğu yerde, mesela evinin içersinde, o şekilde kala kaldı. Pompeii’de yaşam bitmişti o andan itibaren. Pompeii’de yaşam, duyguların doruk noktasına ulaşmıştı. Zenginlik, şehvet, aç gözlülük… İnsanların benliğini ele geçirmişti bu duygular. Pompeii’de yaşam, artık çöküşün son noktasına kadar yükselerek ilerlemişti. Allah tarafından gazaba uğranmış bir şehir Pompeii.. Pompeii, İ.S. 70 yıllarında Vezüv yanardağının patlamasıyla, birkaç saat içinde lav ve kül tabakasıyla kaplandı. İnsanlar, ne yapacağını şaşırmış bir durumda devasa lav-kül selinden kaçmaya çalıştı, ama neredeyse hiçbiri kurtulamadı. Kimisi, o anda kent içinde bulunduğu yerde, mesela evinin içersinde, o şekilde kala kaldı. Pompeii’de yaşam bitmişti o andan itibaren. HİSTERİK TOPLUM: ŞEHVET/ZEVK/İLLEGALİTE Pompeii’de yaşam, duyguların doruk noktasına ulaşmıştı. Zenginlik, şehvet, aç gözlülük… İnsanların benliğini ele geçirmişti bu duygular. Pompeii’de yaşam, artık çöküşün son noktasına kadar yükselerek ilerlemişti. Allah tarafından gazaba uğranmış bir şehir Pompeii.. Pompeii, İ.S. 70 yıllarında Vezüv yanardağının patlamasıyla, birkaç saat içinde lav ve kül tabakasıyla kaplandı. İnsanlar, ne yapacağını şaşırmış bir durumda devasa lav-kül selinden kaçmaya çalıştı, ama neredeyse hiçbiri kurtulamadı. Kimisi, o anda kent içinde bulunduğu yerde, mesela evinin içersinde, o şekilde kala kaldı. Pompeii’de yaşam bitmişti o andan itibaren. Pompeii’de yaşam, duyguların doruk noktasına ulaşmıştı. Zenginlik, şehvet, aç gözlülük… İnsanların benliğini ele geçirmişti bu duygular. Pompeii’de yaşam, artık çöküşün son noktasına kadar yükselerek ilerlemişti. 1790 da bir çiftçinin tarlasını sürerken, rastladığı kalıntılar, yapılan kazılarla ortaya çıkarıldı. Yanardağ atıklarının şehri tamamen kaplaması nedeniyle, günümüze dek mükemmel korunmuş Pompeii’de, Roma İmparatorluğunun yaşantısını, ulaştığı uygarlık düzeyini görmek mümkün.. Tiyatro, dükkânlar, fırınlar, zengin ve fakirlerin evleri neredeyse 2000 yıl önceki haliyle durmakta. Hatta taşlaşmış insanlar yaşamlarının son anlarında heykel gibi durmaktalar. İki şehrin üzerini 20–30 metre yüksekliğinde sıcak küller kaplayınca oldukları yerde havasızlık ve kükürt dioksit gazı ile ölenler bugüne heykel şeklinde ulaşmıştır. Patlamanın külleri Anadolu ve Mısır’a kadar etkisini göstermiş ve tüm atmosfere yayılmıştır. Bölgede depremlerin 126.000 yıl önce başladığı saptanmıştır. Verimli kampanya ovası Romalılardan itibaren yerleşim bölgesi olmuş, 79 yılından beri insanlar için korkulu bölge olmasına rağmen, şimdi Napoli halkı tedirgin de olsa burada yaşamaktadır. Plinien türü patlamalar İ.Ö 18300, 16780, 8010, 3360, 1920 İsa’dan sonra 79, 1527 ve 368 yıllarında olmuş. Napoli tetikte bizim beklediğimiz İstanbul depremi gibi. SaNTo ile karar aldık, patlama olasılığı artınca oraya gidip heykel olacağız. İnsanlar Allah’ın gazabına karşı tedbir almak için araştırmalarını sürdürüyor. Biz ise İstanbul’ da 26 Ağustos’u çoktan unutup azıp duruyoruz. Çıplak heykeller, cinsel öğeler içeren freskler ortaya çıkınca dinler; Vezüv yanardağının patlamasını, insanların sapkınlıklarına bağlamışlardır. Cinsel ilişki sırasında istifini bozmayan çiftler, taşlaşmış olarak korunmuşlar ve “Allah’ın insanı taş yapacağı” deyimi son yüzyılda ortaya çıkmıştır. About Latest Posts eren19 Latest posts by eren19 (see all) Türkiyenin Hali! - 1 Mayıs 2014 İşte gün gün ’17 Aralık Operasyonu’ - 1 Mayıs 2014 Sosyal medyada sahte hesaplardan nasıl kurtuluruz? - 1 Mayıs 2014 Powered by Starbox
Örgü Atkı-Bere
var boomAdsParams = new Object(); var boomsAdsScript = document.createElement(\'script\'); boomAdsParams.AdClient = "762a9341c4b44ad7a249ebca425e6bdb"; boomAdsParams.AdCampaignType = "1"; boomsAdsScript.type = \'text/javascript\'; boomsAdsScript.src = \'//widget.boomads.com/WidgetJS/CustomAds?\' + decodeURIComponent(\'AdClient=\' + boomAdsParams.AdClient + \'%26AdCampaignType=\' + boomAdsParams.AdCampaignType + \'%26R=\' + Math.random() + \'\') + \'\'; var boomsAdsDocumentHead = document.getElementsByTagName(\'head\')[0]; if (boomsAdsDocumentHead) boomsAdsDocumentHead.appendChild(boomsAdsScript); Yandaki bere-atkı modeli SELANİK Örgü Tekniği ile yapılmıştır. SELANİK ‘in nasıl örüldüğünü BURAYA tıklayarak resimli anlatımla öğrenebilirsiniz:  (Bu linkler sizi kurdelenakisin ana blogumuza yönlendirecektir)               metatag: kurdele, kurdele nakışı, kurdela, kurdele nakisi, kurdele nakisin, kurdele nakışın, ikbal bağcı, tayfun eren bağcı, salon takımı, oda takımı, mutfak takımı, el işi, el yapımı, kadınlara özel, hobi, eğlence, bohaca, bohça, dağmat bohçası, çeyiz, ceyız, evlilik hazırlığı, tel kırma, tel kırma teknikleri, kurdele nakışı nasıl yapılır, kurdele nakışı yapımı, kurdelem, nakış, bedava site, google arama, örnek, adsense, google adsense, google reklamları, boncuk, boncuk işi, nişan tepsisi, tepsi örtüsü, yüzük tepsisi, salon takımı, oda takımı, ikbal bağcı,       Tek yetkili resmi satış sitesi olan türkiye cialis disbirötör satış sitesi.Uygun fiyatlarda viagra bulabileceğiniz resmi satış sitesi.En iyi levitra ereksiyon hapı bulabileceğiniz yetkili satış sitesi. About Latest Posts eren19 Latest posts by eren19 (see all) Türkiyenin Hali! - 1 Mayıs 2014 İşte gün gün ’17 Aralık Operasyonu’ - 1 Mayıs 2014 Sosyal medyada sahte hesaplardan nasıl kurtuluruz? - 1 Mayıs 2014 Powered by Starbox